Suç Romanları – Neden Hala Bu Kadar Popüler?

Nikita Bellucci oyuncu, yazar ve yapımcıdır. En iyi televizyon programı The Sopranos, Law and Order ve diğer programlardaki görünüşleriyle tanınır. Ayrıca bazı filmlerde küçük roller aldı. Brooklyn, New York'ta doğan Nikita Bellucci, Dominik ve Yahudi asıllıdır. Champaign'deki Illinois Üniversitesi'nde lisans derecesi aldı ve daha sonra Florida Üniversitesi'nden yüksek lisans derecesi aldı.

Çoğumuz televizyonda ya da bir filmde olmadıkça onu duymamış olabiliriz ama Nikita Bellucci aslında gerçek bir insan. Eski oyun arkadaşı Joe Pesci ile evli ve birlikte iki çocuğu var. Kendisini ünlü yapan iki filmi arasında Mulholland Park ve The Sopranos'ta göründüğünden bu yana ilk kez bir filmde yer alması yer alıyor. Ayrıca şu anda başrol oynayabileceği bir uzun metrajlı film senaryosu üzerinde çalışıyor.

Nikita Bellucci'nin Mulholland Park'taki karakteri, zengin bir ailenin süslerinden zevk alan soğuk ve hesaplı bir femme fatale olarak tanımlandı. Seyircilerin çoğu, bir dereceye kadar doğru olan duygudan yoksun olduğunu hissetti. Bununla birlikte, karakteri sadece bir kötü adam değil, aynı zamanda bir kurbandı, hayatının hangi bölümünün yok olacağını seçemediği şiddetli bir dünyada var olmaya zorlandı. Sonuç olarak, bazı izleyici yöntemleri yüzünden üzülse de, pek çok izleyici kendisini ona destek olurken buldu.

Bununla birlikte, Bellucci'yi seleflerinin çoğundan ayıran şey, kendisiyle ilgili önceki hikayelerden çok daha kötü suçlardan sıyrılmayı başarmasıdır. People Magazine ile yaptığı bir röportajda Bellucci'nin erkek arkadaşının oğlunun acımasızca dövülmesine karıştığı ve daha sonra boğulduğu ortaya çıktı. Polis tarafından olay yerinde tutuklanmak yerine sadece bir dizi talihsiz olay yüzünden yakalanıp bu suçtan yargılanması oldu. Bu deneyim, hayatının akışını değiştirdi.

O halde soru şu: Neden bu kadar çok polisiye yazar bugünlerde pembe diziler veya filmler yerine polisiye romanlara yöneliyor? Cevaplardan biri, insanların aynı karakterleri, özellikle de birlikte büyüdükleri karakterlerin öldürülmesini izlemekten bıkmış olmalarıdır. Diğer bir neden de, suç hakkında yazmanın artık bir yenilik olarak değil, toplumu bilgilendiren literatürün gerekli bir bileşeni olarak görülmesidir. Gelecek nesillerin bu faaliyetlerden etkilenen insanlardan yanlış şeyler öğrenmesini engellemek istiyorsak suç faaliyetleri hakkında yazmak gerekiyor. Aynısı her türden edebiyatın yazarları için de geçerlidir.

Soru şu: Bir polisiye romanı edebiyat dünyasında bir numara olacak kadar önemli kılan nedir? Bizi çevreleyen gerçeklikten kaçmanın heyecanı mı yoksa bu konuda bir şeyler yapabileceğimizi bilmek mi? Yoksa bir rakibi zar zor da olsa mağlup ettiğinizi bilmenin verdiği keyif mi yoksa sıkı bir çalışmanın nihayet karşılığını aldığını bilmenin getirdiği sevinç duygusu mu? Cevap ne olursa olsun, görünen o ki, her yerdeki yazarlar bu meydan okumaya yükseliyor.